İSG Makaleleri19 Mayıs 202610 dk okuma

İşyerinde Dalgıç Çalışmaları ve İSG: Basınçlı Ortam Riskleri, Yasal Yükümlülükler ve Uygulama Rehberi

İşyerinde Dalgıç Çalışmaları ve İSG: Basınçlı Ortam Riskleri, Yasal Yükümlülükler ve Uygulama Rehberi

Dalgıç Çalışmaları Nedir ve İSG Açısından Neden Önemlidir?

İşyerinde dalgıç çalışmaları, su altında veya basınçlı ortamlarda gerçekleştirilen profesyonel faaliyetleri ifade eder. İnşaat, petrokimya, enerji, denizcilik ve su altı kaynak işletmeciliği gibi birçok sektörde dalgıçlara ihtiyaç duyulmaktadır. Bu çalışmalar, doğası gereği yüksek risk barındırır ve iş sağlığı ile güvenliği mevzuatı kapsamında özel düzenlemelere tabidir. Türkiye’de dalgıç çalışmaları, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu ile bu kanuna dayanılarak çıkarılan yönetmelikler çerçevesinde değerlendirilir.

Dalgıç çalışmalarının İSG açısından kritik öneme sahip olmasının temel nedeni, çalışanın fiziksel olarak sıradan koşulların dışında bir ortamda görev yapmasıdır. Basınç değişimleri, gaz zehirlenmeleri, oksijen eksikliği ve su altı tehlikeleri, dalgıçların karşılaştığı başlıca riskler arasındadır. Bu nedenle dalgıç çalışmaları, risk değerlendirmesi sürecinde özel olarak ele alınmalı ve gerekli önlemler işveren tarafından alınmalıdır.

Dalgıç Çalışmalarının Sınıflandırılması ve Risk Kategorileri

Basınçlı Ortam Sınıfları

Dalgıç çalışmaları, çalışma ortamının basınç değerine göre farklı risk kategorilerine ayrılır. Basınçlı ortamlarda çalışan dalgıçların maruz kaldığı riskler, çalışma derinliği ve süresine göre doğrudan değişiklik gösterir. Ulusal ve uluslararası standartlar, dalgıç çalışmalarını basınç değerlerine göre sınıflandırarak her kategori için farklı güvenlik önlemleri öngörür.

Derinlik arttıkça basınç da artar ve bu durum fizyolojik yüklenmeyi yükseltir. Yüzey basıncından itibaren her 10 metrede bir atmosferlik basınç artışı gerçekleşir. 30 metrede çalışan bir dalgıç, yüzey basıncının dört katına maruz kalır. Bu basınç değişimi, vücudun dokularında çözünen gaz miktarını doğrudan etkiler ve dekompresyon hastalığı riskini artırır.

Risk Kategorileri ve Karşılık Gelen Önlemler

Dalgıç çalışmaları üç ana risk kategorisine ayrılır. Düşük riskli çalışmalar, genellikle sığ sularda ve kısa süreli görevleri kapsar. Orta riskli çalışmalar, orta derinliklerde ve belirli sürelerde gerçekleştirilen operasyonları içerir. Yüksek riskli çalışmalar ise derin sularda, uzun süreli veya karmaşık operasyonları ifade eder. Her kategori için farklı eğitim, ekipman ve denetim gereksinimleri belirlenmiştir.

Hiperbarik çember ekipmanları ve basınçlı dalış sistemleri, dalgıç çalışma güvenliği için endüstriyel denetim

Dekompresyon Hastalığı ve Basınçlı Ortam Riskleri

Dekompresyon hastalığı, dalgıç çalışmalarında karşılaşılan en ciddi sağlık risklerinden biridir. Yüksek basınçlı ortamda dokulara çözünen inert gazların, basıncın hızla düşmesiyle kabarcık oluşturmasıyla ortaya çıkar. Bu kabarcıklar kan dolaşımında ve dokularda hasara yol açarak eklem ağrısından nörolojik bozukluklara kadar geniş bir semptom yelpazesi üretir.

Dekompresyon Hastalığının Türleri

Tip I dekompresyon hastalığı, genellikle eklem ve kas ağrılarıyla kendini gösterir. Bends olarak da bilinen bu tür, dermatolojik belirtiler de içerebilir. Tip II dekompresyon hastalığı ise daha ciddidir ve merkezi sinir sistemi, akciğerler veya kalp gibi hayati organları etkiler. Parmak uyuşması, görme bozuklukları, nefes darlığı ve bayılma gibi semptomlarla ortaya çıkabilir. Her iki türde de acil tıbbi müdahale gereklidir.

Barotrama ve Basınç Etkileri

Barotrama, basınç değişimlerinin vücut boşluklarında yarattığı hasarı ifade eder. Kulak, sinüs ve akciğer barotraması en sık görülen türlerdir. Özellikle hızlı iniş ve çıkışlarda, dalgıcın kulak zarı hasar görebilir veya sinüslerde basınç dengesizliği ağrılara neden olabilir. Akciğer barotraması ise en ciddi barotrama türüdür ve pnömotoraks gibi hayati tehlike oluşturan durumlara yol açabilir.

Basınçlı ortam riskleri arasında azot narkozu da dikkat çekmektedir. Derin sularda azotun merkezi sinir sistemi üzerindeki uyuşturucu etkisi, dalgıcın karar verme yeteneğini ve motor becerilerini olumsuz etkiler. 30 metrenin altında belirgin hale gelen azot narkozu, dalgıcın kendini tehlikeye atmasına neden olabilir.

Dalgıç Çalışmalarında Yasal Yükümlülükler

6331 Sayılı Kanun Kapsamında İşveren Yükümlülükleri

6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu, dalgıç çalışmalarını da kapsayacak şekilde tüm işyerlerinde işverenlere genel bir güvenlik yükümlülüğü getirmiştir. Kanunun 4. maddesi uyarınca işveren, çalışanların sağlık ve güvenliğini sağlamakla yükümlüdür. Bu yükümlülük, dalgıç çalışmaları gibi yüksek riskli faaliyetlerde daha da ağırlaşır. İşveren, dalgıçların yeterli eğitimi aldığından, uygun ekipmanla donatıldığından ve güvenli çalışma prosedürlerine uyulduğundan sorumludur.

Özel sektörde dalgıç çalışması yürüten işverenler, risk değerlendirmesi yapmakla, uygun kişisel koruyucu donanım sağlamakla ve acil durum planı hazırlamakla yükümlüdür. Ayrıca dalgıç çalışmalarında işveren, çalışanın sağlık gözetimini sağlamalı ve periyodik muayeneleri yaptırmalıdır. Bu muayeneler, basınçlı ortama uyum ve dalış sağlığı açısından özel nitelik taşımalıdır.

Basınçlı Ortamlarda Çalışma Yönetmeliği

Basınçlı ortamlarda çalışma yönetmeliği, dalgıç çalışmalarına ilişkin detaylı düzenlemeler içermektedir. Yönetmelik kapsamında dalgıç çalışmalarının planlanması, yürütülmesi ve denetlenmesine ilişkin hususlar düzenlenmiştir. Yönetmeliğe göre basınçlı ortamlarda çalışma yapılacak işyerlerinde işveren, çalışma öncesinde risk değerlendirmesi yapmakla yükümlüdür. Bu değerlendirme, çalışma derinliğini, süresini, kullanılacak ekipmanı ve acil durum prosedürlerini kapsamalıdır.

Yönetmelik ayrıca dalgıç çalışmalarında bulunacak kişilerin niteliklerini de belirlemektedir. Mesleki yeterlilik belgesine sahip olmayan kişilerin basınçlı ortamlarda çalıştırılamayacağı hükme bağlanmıştır. Bu belge, ilgili mesleki eğitim kurumlarından alınmalı ve geçerliliği düzenli olarak yenilenmelidir.

Dalgıç Sağlığı ve Periyodik Muayene Gereksinimleri

Dalgıç çalışmaları için sağlık gözetimi, genel İSG muayenelerinden farklıdır. Basınçlı ortamda çalışacak personelin, dalış sağlığı açısından yetkinliğini belgeleyen bir sağlık raporu alması zorunludur. Bu rapor, dalış hekimi tarafından verilmeli ve kişinin basınçlı ortamda çalışabileceğini onaylamalıdır.

İSG risk değerlendirme toplantısında dalgıç çalışma güvenliğini inceleyen profesyonel ekip

Sağlık Muayenesi Kapsamı

Dalış sağlık muayenesi, işe giriş muayenesi ve periyodik muayene olarak iki aşamada gerçekleştirilir. İşe giriş muayenesinde kişinin genel sağlık durumu, solunum sistemi, kardiyovasküler sistem, kulak-burun-boğaz ve nörolojik durumu değerlendirilir. Akciğer grafisi, odyometri, solunum fonksiyon testi ve EKG gibi tetkikler zorunludur. Periyodik muayenelerde ise bu değerlendirmeler belirli aralıklarla tekrarlanır ve dalış geçmişine bağlı olarak ek tetkikler istenebilir.

Özellikle dekompresyon hastalığı geçiren dalgıçların, yeniden dalış yapabilmesi için detaylı nörolojik değerlendirme ve onay gereklidir. Dalış hekimi, dalgıcın sağlığının yeniden basınçlı ortamda çalışmaya uygun olduğuna karar vermeden önce tam bir değerlendirme yapmalıdır. Bu süreç, dalgıcın kariyeri ve yaşamı açısından kritik bir güvenlik mekanizmasıdır.

Dalgıç Çalışmalarında Kullanılan Ekipman ve Güvenlik Standartları

Temel Dalgıç Ekipmanları

Dalgıç çalışmaları için kullanılan ekipmanlar, çalışma türüne ve derinliğine göre farklılık gösterir. Yüzeyden hava beslemeli dalış sistemleri, en yaygın kullanılan yöntemdir. Bu sistemlerde dalgıç, yüzeydeki kompresörden sağlanan hava ile nefes alır. Hava besleme hattının kesilmesi veya arızalanması durumunda dalgıcın acil durumda yüzeye çıkabilmesi için yedek gaz kaynağı bulunmalıdır.

Kapalı devre solunum sistemleri, derin dalışlarda ve uzun süreli operasyonlarda kullanılır. Bu sistemler, dalgıcın soluduğu havayı geri dönüştürerek karbondioksiti filtreler ve oksijen ilavesiyle solunum gazını yeniden kullanılabilir hale getirir. Kapalı devre sistemler, azot emilimini kontrol altında tutarak dekompresyon süresini kısaltabilir ancak kullanımı özel eğitim gerektirir.

Hiperbarik Çember ve Dekompresyon Odası

Hiperbarik çember, dekompresyon hastalığı şüphesi olan dalgıçların acil tedavisinde kullanılan basınçlı tedavi odasıdır. İşveren, dalgıç çalışması yapılan her işyerinde veya yakın mesafede erişilebilir bir hiperbarik çember bulunmasını sağlamalıdır. Bu çember, tek kişilik veya çok kişilik olabilir ve basınçlı ortamda tedavi uygulama kapasitesine sahip olmalıdır.

Dekompresyon odasının işyerinde bulundurulması, yalnızca acil durum müdahalesi için değil, aynı zamanda planlı dekompresyon prosedürlerinin uygulanması için de gereklidir. Derin dalışlarda dalgıçların aşamalı olarak basıncı düşürdüğü dekompresyon duraklamaları, bu odalarda güvenle gerçekleştirilebilir.

Acil Durum Planı ve Müdahale Prosedürleri

Dalgıç çalışlarında acil durum planı, genel İSG acil durum planlarından çok daha özel ve kapsamlı olmalıdır. Dalış kazalarında zaman faktörü kritik olduğundan, acil müdahale prosedürlerinin önceden belirlenmiş ve tüm ekip tarafından bilinir olması hayati önem taşır.

Acil Durum Planının Unsurları

Dalgıç çalışmaları acil durum planı, dalış öncesi briefinge, su üstü destek ekibinin görevlerine, acil yükselme prosedürlerine, ilk yardım uygulamasına ve tahliye süreçlerine ilişkin detaylı bilgiler içermelidir. Plan, her dalış operasyonu için özel olarak hazırlanmalı ve dalış derinliği, süresi, su koşulları ve dalgıç sayısı gibi değişkenlere göre güncellenmelidir.

Su üstü destek ekibi, dalgıç çalışmalarında güvenliğin temel taşıdır. Her dalış operasyonunda en az bir destek dalgıcı ve bir yüzey destek personeli bulunmalıdır. Destek dalgıcı, su altında görev yapan dalgıca acil durumda müdahale edebilecek kapasitede olmalı ve dalış boyunca hazır beklemelidir.

Dekompresyon Acil Müdahale

Dekompresyon hastalığı şüphesi durumunda uygulanacak acil müdahale protokolü, dalgıcın belirtilerine göre şekillenir. Hafif belirtilerde dalgıca saf oksijen verilmesi ve hidrasyon sağlanması ilk adımdır. Orta ve ağır vakalarda ise hiperbarik çemberde tedavi uygulanması zorunludur. Tedaviye kadar geçen sürenin minimize edilmesi, kalıcı hasar riskini azaltmada belirleyici rol oynar.

İşveren, dalgıç çalışması yapılan bölgede veya en yakın mesafede hiperbarik çember erişimini sağlamakla yükümlüdür. Ayrıca dalgıç kazalarında ulaşılacak en yakın basınçlı tedavi merkezinin adres ve iletişim bilgileri, çalışma alanında görünür şekilde bulundurulmalıdır.

Risk Değerlendirmesi ve Önleme Stratejileri

Dalgıç çalışmalarında risk değerlendirmesi, genel İSG risk değerlendirmesinden farklı olarak basınçlı ortama özel risk faktörlerini içermelidir. Değerlendirme sürecinde çalışma derinliği, süresi, su koşulları, kullanılacak ekipman, dalgıç sayısı ve deneyimi gibi faktörler dikkate alınmalıdır.

Risk Değerlendirmesinin Temel Adımları

İlk adım olarak tehlikelerin belirlenmesi gerekir. Basınçlı ortam riskleri, fiziksel tehlikeler, kimyasal maruziyetler ve biyolojik riskler ayrı ayrı değerlendirilmelidir. İkinci adımda, belirlenen tehlikelerin yaratabileceği hasarların olasılığı ve şiddeti analiz edilir. Üçüncü adımda, riskleri kabul edilebilir düzeye indirmek için önleme stratejileri belirlenir ve uygulanır.

Önleme stratejileri hiyerarşik olarak sıralanmalıdır. Öncelikle tehlikeli durumun ortadan kaldırılması hedeflenir. Bu mümkün değilse, tehlikeden kaynaklanan riskin teknik önlemlerle azaltılması sağlanır. Teknik önlemlerin yetersiz olduğu durumlarda organizasyonel önlemler devreye girer. Kişisel koruyucu donanım ise en son çare olarak kullanılır.

Ortak Çalışma ve İletişim Güvenliği

Dalgıç çalışmalarında iletişim, güvenliğin temel bileşenlerinden biridir. Su altı iletişim sistemleri, dalgıç ile yüzey ekibi arasında sürekli bağlantı sağlar. Kablolu iletişim sistemleri en güvenilir yöntem olmakla birlikte, bazı operasyonlarda kablosuz akustik iletişim cihazları da kullanılabilir. Her iki durumda da iletişim kesintisi durumunda uygulanacak acil prosedürler önceden belirlenmiş olmalıdır.

Birden fazla dalgıcın aynı anda çalıştığı operasyonlarda, dalgıçlar arası iletişim ve koordinasyon da güvenlik açısından kritiktir. Dalış briefinge’nde her dalgıcın görev alanı, sorumlulukları ve acil durumda izleyeceği yol net olarak tanımlanmalıdır. Ortak çalışma prosedürleri, dalgıçlar arasında çapraz destek sağlayacak şekilde tasarlanmalıdır.

Eğitim ve Yeterlilik Gereksinimleri

Dalgıç çalışmaları için eğitim ve yeterlilik, İSG mevzuatının en kritik bileşenlerinden biridir. Yetersiz eğitimli personelin basınçlı ortamda çalıştırılması, doğrudan hayatı tehdit eden riskler oluşturur. Bu nedenle hem ulusal mevzuat hem de uluslararası standartlar, dalgıç çalışmalarında eğitim ve belgelendirme gereksinimlerini açıkça düzenlemiştir.

Dalgıç Yeterlilik Belgeleri

Türkiye’de dalgıç yeterlilik belgesi, ilgili mesleki eğitim kurumları tarafından verilmektedir. Belgelendirme sürecinde temel dalış eğitimi, basınçlı ortam çalışma eğitimi, ilk yardım eğitimi ve acil durum müdahale eğitimi yer alır. Yeterlilik belgesi, dalgıcın çalışabileceği maksimum derinliği ve dalış türünü de belirler. Bu sınırların aşılması durumunda dalgıcın güvenliği tehlikeye girer.

Eğitim sürecinde teorik bilgilerin yanı sıra pratik uygulamalar da büyük önem taşır. Simüle edilmiş basınçlı ortamlarda yapılan pratik eğitimler, dalgıçların gerçek koşullarda karşılaşacakları durumları önceden deneyimlemesini sağlar. Bu eğitimler, dekompresyon prosedürleri, acil durum yükselme teknikleri ve ekipman arıza senaryolarını kapsamalıdır.

Sürekli Eğitim ve Güncelleme

Dalgıç çalışmaları alanındaki teknolojik gelişmeler ve mevzuat değişiklikleri, sürekli eğitimi zorunlu kılar. İşveren, dalgıç personelinin düzenli olarak güncelleme eğitimlerine katılmasını sağlamalıdır. Bu eğitimlerde yeni ekipman kullanımı, güncellenmiş dekompresyon tabloları, revize edilmiş acil durum prosedürleri ve mevzuattaki değişiklikler ele alınmalıdır.

Yasal düzenlemelere göre dalgıç çalışmalarında bulunan personelin belirli aralıklarla yeterlilik belgesi yenilemesi gerekmektedir. Bu yenileme sürecinde, dalgıcın sağlık durumu da yeniden değerlendirilir ve çalışmaya uygunluğu onaylanır. Böylece hem eğitimsel yeterlilik hem de fiziksel uygunluk sürekli olarak güvence altına alınmış olur.

İş Kazaları ve Vaka Analizleri

Dalgıç çalışlarında meydana gelen iş kazalarının analizi, İSG önlemlerinin geliştirilmesinde kritik bir araçtır. Geçmiş kazalardan çıkarılan dersler, benzer olayların önlenmesinde yol göstericidir. Dalgıç kazalarının önemli bir kısmı, yetersiz risk değerlendirmesi, iletişim kopukluğu ve prosedür ihlalleri nedeniyle meydana gelmektedir.

Sık Karşılaşılan Kaza Türleri

Dalgıç çalışmalarında en sık karşılaşılan kaza türleri arasında dekompresyon hastalığı, barotrama, boğulma ve ekipman arızası kaynaklı kazalar yer alır. Dekompresyon hastalığı, hızlı yükselme veya yetersiz dekompresyon duraklamaları sonucunda ortaya çıkar. Barotrama, özellikle deneyimsiz dalgıçlarda basınç değişimine uyum sağlayamama nedeniyle meydana gelir. Boğulma vakaları genellikle ekipman arızası, dalış disiplini ihlali veya yetersiz yüzey desteğiyle ilişkilidir.

Kaza analizleri, dalgıç kazalarının önemli bir kısmının önlenebilir nitelikte olduğunu göstermektedir. Uygun risk değerlendirmesi, yeterli eğitim, düzenli ekipman bakımı ve sıkı prosedür uyumu, bu kazaların büyük çoğunluğunun önüne geçebilir. İşverenin, kaza sonrası kök neden analizi yapması ve bulguları önleme stratejilerine entegre etmesi, tekrar eden kazaların engellenmesinde etkili bir yöntemdir.

Sonuç ve Öneriler

İşyerinde dalgıç çalışmaları ve basınçlı ortam güvenliği, İSG’nin en uzmanlık gerektiren alanlarından biridir. Basınç değişimlerinin yarattığı fizyolojik yük, ekipman bağımlılığı ve su altı ortamının doğal tehlikeleri, bu çalışmaları yüksek riskli kategoride değerlendirmeyi zorunlu kılar. İşverenlerin, 6331 sayılı Kanun ve ilgili yönetmelikler çerçevesinde üstlendikleri yükümlülükleri eksiksiz yerine getirmesi, çalışan yaşamının korunması açısından elzemdir.

Risk değerlendirmesinin basınçlı ortama özel olarak yapılması, dalgıç yeterlilik belgelerinin düzenli takibi, sağlık gözetiminin dalış hekimi tarafından gerçekleştirilmesi, acil durum planlarının dalış operasyonlarına göre özelleştirilmesi ve sürekli eğitimin sağlanması, güvenli bir dalgıç çalışma ortamının temel unsurlarıdır. Bu önlemlerin bütüncül yaklaşımla uygulanması, dalgıç çalışmalarında karşılaşılan riskleri kabul edilebilir düzeye indirecektir.

Daha fazla bilgi ve profesyonel İSG danışmanlığı için basınçlı kap güvenliği ve kapalı alan çalışma rehberi sayfalarımızı inceleyebilirsiniz. Ayrıca İSG eğitimleri sayfamızdan güncel eğitim programlarımıza ulaşabilirsiniz. Uluslararası standartlar için ILO İş Sağlığı ve Güvenliği ve OSHA Basınçlı Gaz Standartları kaynaklarına başvurabilirsiniz.